BOZCAADA'DA BİR DOKTOR
Yıl 1950 küsurlar..
Bir doktor.. Henüz pratisyen..
Parası yok ihtisasını yapamıyor..
Ve bir hemşire.. Doktoru çok seven..
Doktor, yağız Anadolu genci.. Yakışıklı doğrusu..
Hemşire, İstanbul kızı.. Güzel mi güzel..
Hani Rita Hayword misali..
Birleşirler.. Evlenirler..
Doktor para biriktirmek ister.. Biriktirip ihtisasını yapacaktır..
Anadolu'dur ilk aklına gelen..
Gidip pratisyen hekimlik yapmak ve gerekeni biriktirmek..İlk durağı da Bozcaada'dır..
İlk olarak doktor yerleşir oraya..
Ardından hemşire gelir yanına..
Nasıl bırakır ki sevdiğini tek başına..
Her hasta ziyareti evlerde olan..
Mahzenden açılan yıllanmış bir şarapla biter doktorumuz için..
Hemşire evini bekler evde.. Sofra hazır.. Sıcacık bir aş..
Bozcaada'dayız.. Elbette bir şişe de şarap eşliğinde..
Yıllar sonradır..
Doktor oğlunu alır, adaya götürür..
Dolaşırlar baba oğul adada..
Bir ev..şirin mi şirin..
Bir o kadar da eski..
Baba.. Doktor olan:
- sen işte burada oluştun
der oğluna..
- yani aslında bir ada çocuğusun,
annen ve ben, seni burada yaptık...
Bu hikaye Serdar Türkkan'in izniyle yayınlanmıştır. Kendisine hikayesini bizimle paylaştığı için teşekkür ediyorum. 28.05.2005
|